Bakırhan: Suriye’de gerilimi tırmandıran değil diyaloğu güçlendiren bir politika izleyin

Bakırhan: Suriye’de gerilimi tırmandıran değil diyaloğu güçlendiren bir politika izleyin
REKLAM ALANI
Yayınlama: 08.01.2026
146
A+
A-

Bakırhan: Suriye’de gerilimi tırmandıran değil diyaloğu güçlendiren bir politika izleyin

Adana İl Örgütümüz tarafından düzenlenen dayanışma yemeğine katılan Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakırhan şunları söyledi:

Dünya yeniden şekillenirken Türkiye bu süreci iyi bir noktadan karşılamıyor

Değerli arkadaşlar, Türkiye tarihi günlerden geçiyor. Sadece Türkiye değil, bölge ve dünya yeniden şekilleniyor. Ukrayna’dan Venezuela’ya, İran’dan Suriye’ye, Yemen’den Somali’ye kadar birçok coğrafyada savaşlar, çatışmalar yaşanıyor. Dünya yeniden şekillenirken, Türkiye bu süreci ne yazık ki iyi bir noktadan karşılamıyor. Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik yoksunluğunu yaşıyor. 86 milyonluk ülkede yaklaşık 50 milyon insan açlık ve yoksullukla mücadele ediyor. Resmi enflasyon yüzde 30 olarak açıklanırken, bağımsız araştırma kuruluşu ENAG’a göre enflasyon yüzde 56. Ama emekliye yüzde 12, memura yüzde 18 zam yapılıyor. Gıdadan kiraya, giyimden ulaşıma her şey yüzde 600-700 oranında artmışken, insanlara “% 12-18 ile idare edin” deniyor. Bu vicdansızlıktır! Bu kötü yönetime karşı durmaya devam edeceğiz. Bugün artık Türkiye’de orta sınıf kalmamıştır. AKP iktidarı orta sınıfı yok etmiş, toplumu topyekün yoksullaştırmıştır. Türkiye, tarihinin en zayıf ekonomisi ve en zayıf demokrasisiyle bu küresel dönüşüm sürecine girmiştir.

Demokrasi olmayan ülkeler dış müdahalelere açık hale geliyor

Dünyada yaşanan krizlere baktığımızda ortak bir gerçek görüyoruz: Demokrasi olmayan ülkeler dış müdahalelere açık hale geliyor. Halkın iradesine dayanmayan iktidarlar uzun süre ayakta kalamıyor. Toplumsal barışını sağlayamayan ülkeler, emperyal müdahalelere açık hale geliyor. Venezuela’da yaşananlar da bunun son örneğidir. Tehditleri durdurmanın yolu tanklar değil toplumsal barıştır. Halkın rızasını almaktır, demokrasiyi kurumsallaştırmaktır.

Türkiye Ortadoğu politikasını anti-Kürt siyaset üzerine kurmuş durumda

Yanı başımızda Ortadoğu’da kaos ve çatışmalar sürerken Türkiye ne yazık ki yanlış bir siyaset izliyor. Türkiye, Ortadoğu politikasını anti-Kürt siyaset üzerine kurmuş durumda. Yüz yıldır bu siyasetin kimseye kazandırmadığını gördük. Bundan sonra da kazandırmayacaktır. Halep’te yaşananlar ibretliktir. Şeyh Maksut, Eşrefiye ve Binî Zêyd mahallelerinde siviller tanklar ve toplarla hedef alındı. Ağır silahlarla sivil yerleşimler vuruldu. Onlarca insan yaşamını yitirdi. Kentler yakıldı, insanlar göçe zorlandı. Bu sadece bir askeri saldırı değil, Suriye’nin geleceğine duyulan umuda vurulmuş bir darbedir. Halep Kürtlerin, Arapların, Alevilerin, Dürzilerin ve diğer halkların birlikte yaşama umuduydu. Bu saldırılar o umudu hedef almıştır. Halep’teki kuşatmayı kabul etmiyoruz. Katliamları kınıyoruz. Tanklar ve toplar derhal geri çekilmelidir.

Tekçi politikalarla Suriye’yi yönetemezsiniz

10 Mart’ta bir mutabakat imzalandı. Suriye Demokratik Güçleri Halep’teki silahlı unsurlarını çekti. Buna rağmen savunmasız sivillere saldırıldı. Bu düpedüz bir alçaklıktır. Buna boyun eğmeyeceğiz. Suriye Kürtlerindir, Araplarındır, Alevilerindir, Dürzilerindir. Tekçi politikalarla Suriye’yi yönetemezsiniz. Eğer tekçilik çözüm olsaydı; Esad çözerdi, Saddam çözerdi, İran çözerdi. Ama çözemediler. Çünkü halkların iradesi bastırılamaz. Kürtler diz çökmez. Dün IŞİD’i yendiler, bugün de yenmesini bilirler. Kobanî’de nasıl direndilerse Halep’te de direnirler. Kürtlerin arkasında halklar, kadınlar, emekçiler ve devrimciler vardır.

Türkiye, Suriye’deki nüfuzunu savaş için değil barış için kullanmalıdır

IŞİD’i sokaklara salarak Kürtleri korkutacaklarını sananlar büyük bir yanılgı içindedir. Daha dün Yalova’da polisleri katleden IŞİD, Kürt’e karşı kullanıldığında meşrulaştırılamaz. Türkiye’ye çağrı yapıyoruz: Gerilimi tırmandıran değil diyaloğu güçlendiren bir politika izleyin. Türkiye, Suriye’deki nüfuzunu savaş için değil barış için kullanmalıdır. Aksi halde Türkiye, 60 milyon Kürt’ün gözünde Kürt karşıtı siyaset yürüten bir ülke olarak anılacaktır. 25 milyon Kürt’ün yaşadığı bir ülkede, onların akrabalarına düşmanlık yapmak vicdansızlıktır. Kürtler bu ülkenin kuruluşunda can verdi. Ne zaman tehdit oldular?

Barış ve Demokratik Toplum Süreci ertelenmemelidir

Barış ve Demokratik Toplum Süreci ertelenmemelidir. Meclis’te kurulacak komisyon gecikmeden raporunu açıklamalıdır. Bu raporun pusulası da demokrasi, özgürlük ve eşit yurttaşlık olmalıdır. Ardından demokratik entegrasyon ve özgürlük yasaları çıkarılmalıdır. Tek çıkar yol barıştır. Kavganın, şiddetin ve inkarın kimseye faydası yoktur. Dünya örnekleri bunu açıkça göstermektedir. Biz bu topraklarda umudu büyüteceğiz. Mazlumların, Denizlerin, Mahirlerin, Sakinelerin mirasıyla yürümeye devam edeceğiz. Bu karanlık günleri aşacağız. Demokratik, özgür ve barış içinde yaşayacağımız günleri mutlaka kuracağız.

8 Ocak 2026

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.